Ankara'da Serdengeçti Ocakları tarafından Ziya Gökalp'in vefatının 102. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma toplantısında konuşan önceki dönem milletvekillerinden, Türk Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Türk düşünce tarihinin büyük mütefekkirinin millet anlayışının kültürel birlik ve ortak aidiyet üzerine kurulduğunu vurguladı. Aydemir, Gökalp'in Türk milletini ırkî kökenler üzerinden tasnif eden yaklaşımlara karşı ortak dil, kültür, terbiye ve ülkü etrafında tanımlamasının Türk sosyoloji tarihindeki en önemli katkılarından biri olduğunu ifade etti.
Serdengeçti Ocaklarının ev sahipliğindeki toplantıda Ziya Gökalp'in Türk fikir hayatındaki yerini değerlendiren Aydemir, 25 Ekim 1924'te hayata veda eden büyük düşünürün eserlerinin aradan geçen 102 yıla rağmen millet, kültür, medeniyet ve toplumsal bütünleşme tartışmalarında temel başvuru kaynakları arasında bulunduğunu kaydetti.
Aydemir, Gökalp'in Türkiye'de sosyolojinin kurumsallaşmasına öncülük eden en önemli isimlerden biri olduğunu belirterek onun ilmî mirasının sonraki kuşaklarda Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Mümtaz Turhan gibi güçlü bilim insanlarıyla geliştiğine dikkat çekti.
GÖKALP'İN MİLLET ANLAYIŞI AYRIMCILIĞI REDDEDER
Konuşmasında Gökalp'in millet tarifine geniş yer ayıran Aydemir, büyük düşünürün millî kimliği biyolojik soy bağına indirgemeden kültürel ve toplumsal mensubiyet temelinde ele aldığını söyledi.
Gökalp'in millet anlayışında ortak dilin, terbiyenin, kültürün ve millî ülkünün belirleyici olduğunu hatırlatan Aydemir, bu yaklaşımın farklı kökenlerden gelen insanların aynı millî kimlikte buluşmasını açıklayan güçlü bir sosyolojik çerçeve sunduğunu vurguladı.
Aydemir, toplantıda şu ifadeleri kullandı:
“Ziya Gökalp'in Türk düşünce hayatına kazandırdığı en kıymetli yaklaşımlardan biri, millet kavramını soy ve ırk ayrımlarının ötesinde, ortak kültür ve millî aidiyet temelinde açıklamasıdır. Türk milleti, farklı kökenlerden gelen insanları aynı tarihî hafızada, aynı kültürel iklimde ve aynı gelecek ülküsünde buluşturan büyük bir millettir. Bu milletin her ferdi, ortak millî varlığımızın eşit ve haysiyetli mensubudur. Gökalp'in düşüncesinde insanları kökenlerine göre birbirinden ayıran anlayışlara karşı kültürün birleştirici kudreti vardır.”
Türk milletinin tarihî tecrübesinin de bu yaklaşımın anlaşılmasında önemli olduğunu ifade eden Aydemir, millî birliğin ortak değerlerin yaşatılmasıyla güç kazandığını belirtti.
Aydemir, Gökalp'in milliyetçilik anlayışının kültürel mensubiyeti esas alan yönünün özellikle doğru anlatılması gerektiğini dile getirerek milletin fertleri arasında soy üstünlüğüne dayalı ayrımlar oluşturulmasının toplumsal bütünleşmeye zarar vereceğine dikkat çekti.
TÜRK SOSYOLOJİSİNİN KURUCU ŞAHSİYETLERİNDEN
Ziya Gökalp'in Türk tarihinin yetiştirdiği en önemli sosyologlardan biri olduğunu vurgulayan Aydemir, onun toplumsal meseleleri sistematik biçimde inceleyerek sosyolojiyi Türkiye'de güçlü bir düşünce ve araştırma alanı hâline getirdiğini söyledi.
Gökalp'in yaşadığı dönemde Osmanlı Devleti'nin son yıllarının ve yeni bir devletin kuruluşuna uzanan tarihî değişimlerin toplumsal hayatı derinden etkilediğini hatırlatan Aydemir, büyük düşünürün bu değişimleri millet, kültür, medeniyet ve toplumsal kurumlar çerçevesinde değerlendirdiğini ifade etti.
“Gökalp'in büyüklüğü, Türk toplumunun meselelerine kendi tarihî ve kültürel gerçeklerinden hareketle ilmî cevaplar aramasındadır. O, toplumumuzu anlamak için kavramlar geliştirmiş, millî kültürün mahiyetini açıklamış ve sonraki kuşaklara geniş bir araştırma sahası bırakmıştır. Türk sosyolojisinin tarihini yazarken Ziya Gökalp'e ayrı bir yer ayırmak ilmî bir zarurettir.” dedi.
Aydemir, Gökalp'in sosyolojik düşüncesinin yalnızca kendi döneminin meseleleriyle sınırlı kalmadığını, kültürel değişme ve toplumsal dayanışma konularında bugün de incelenmesi gereken önemli bir fikrî birikim sunduğunu kaydetti.
TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI'NDAN TÜRK TÖRESİ'NE UZANAN BÜYÜK MİRAS
Gökalp'in eserlerinin Türk fikir hayatında kalıcı bir yer edindiğini belirten Aydemir, Türkçülüğün Esasları adlı kitabın millî kültür, millet, medeniyet ve Türkçülük düşüncesinin sistematik biçimde ele alındığı temel eserlerden biri olduğunu söyledi.
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserinde Türk toplumunun kimlik, din ve çağdaşlaşma meselelerini değerlendiren Gökalp'in, Türk Töresi ile Türklerin tarihî geleneklerini ve kültürel değerlerini incelediğini ifade eden Aydemir, bu çalışmaların birbirini tamamlayan bir düşünce bütünlüğü oluşturduğunu belirtti.
Gökalp'in edebî eserlerinin de millî kültürün anlatılması ve kuşaklar arasında aktarılması bakımından önemli olduğunu vurgulayan Aydemir, Kızıl Elma, Altın Işık ve Yeni Hayat adlı kitapların Türk düşünce ve edebiyat tarihinde özel bir yere sahip olduğunu kaydetti.
Düşünürün Diyarbakır'da yayımladığı Küçük Mecmua ile yürüttüğü fikrî çalışmaların da önemine işaret eden Aydemir, Gökalp'in bilimsel incelemelerinin yanı sıra şiir, masal ve fikir yazılarıyla geniş bir kültürel miras bıraktığını hatırlattı.
Aydemir, “Ziya Gökalp'i anlamanın en sağlam yolu eserlerine müracaat etmektir. Türkçülüğün Esasları'nı okumadan onun millet anlayışını, Türk Töresi'ni incelemeden kültür tarihine yaklaşımını, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak'ı değerlendirmeden modernleşme düşüncesini hakkıyla kavramak güçtür. Büyük mütefekkirimizin eserleri, gençlerimizin ve araştırmacılarımızın üzerinde hassasiyetle durması gereken temel kaynaklardır.” şeklinde konuştu.
ERZURUMLU İKİ BÜYÜK SOSYOLOG: FINDIKOĞLU VE MÜMTAZ TURHAN
Serdengeçti Ocaklarının anma toplantısında Türk sosyolojisinin Gökalp sonrasındaki gelişimine de değinen Aydemir, Erzurum'un yetiştirdiği iki önemli bilim insanı Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Mümtaz Turhan'ın bu ilmî birikimde müstesna bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu'nun Erzurum'un Tortum ilçesinde doğduğunu hatırlatan Aydemir, onun sosyoloji, iktisat, hukuk sosyolojisi ve sosyal politika alanlarında yürüttüğü çalışmalarla Türk üniversite hayatına önemli katkılar sağladığını ifade etti.
Fındıkoğlu'nun Gökalp'in düşünce dünyasını inceleyen araştırmalarıyla da tanındığını belirten Aydemir, özellikle Ziya Gökalp ve İçtimaiyatçılığı adlı çalışmasının Türk sosyoloji tarihi bakımından önemine dikkat çekti.
Mümtaz Turhan'ın ise Erzurum'un Horasan yöresinde dünyaya geldiğini, sosyal psikoloji ve kültür değişmeleri alanlarında özgün araştırmalar yürüttüğünü belirten Aydemir, onun modernleşme meselelerini ilmî yöntemlerle ele aldığını söyledi.
Turhan'ın Kültür Değişmeleri, Garplılaşmanın Neresindeyiz? ve Atatürk İlkeleri ve Kalkınma adlı eserleriyle Türk toplumunun değişim süreçlerini değerlendirdiğini hatırlatan Aydemir, iki Erzurumlu bilim insanının Gökalp'in öncülük ettiği ilmî geleneğe farklı disiplinlerden katkılar sunduğunu ifade etti.
Aydemir, konuşmasının bu bölümünde şunları kaydetti:
“Erzurum'un yetiştirdiği iki büyük münevveri burada özellikle zikretmek istiyorum. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Mümtaz Turhan, Türk ilim hayatının yüz akı şahsiyetleridir. Fındıkoğlu, toplumsal kurumlarımızı ve iktisadi hayatımızı ilmî bir titizlikle incelemiş; Mümtaz Turhan, kültür değişmelerini, eğitim meselelerini ve modernleşmenin toplumsal etkilerini araştırmıştır. Her iki hemşehrimiz de Ziya Gökalp'in açtığı büyük düşünce ve araştırma yolunu kendi özgün çalışmalarıyla zenginleştirmiştir. Bu isimler, Türk sosyolojisinin ilmî devamlılığını temsil eden kıymetlerimizdir.”
Fındıkoğlu ve Turhan'ın eserlerinin üniversitelerde daha geniş biçimde incelenmesinin önemine işaret eden Aydemir, Türk düşünce tarihinin yalnızca belli dönemlerin öne çıkan isimleri üzerinden okunmasının ilmî birikimin bütünlüğünü kavramak bakımından yetersiz kalacağını belirtti.
MİLLÎ KÜLTÜRÜ YAŞATMAK GELECEĞE KARŞI SORUMLULUKTUR
Ziya Gökalp'in kültür anlayışının günümüz Türkiye'si bakımından taşıdığı öneme de değinen Aydemir, ortak dilin, tarihî hafızanın, edebiyatın, sanatın ve toplumsal değerlerin milletin bütünleşmesindeki yerini anlattı.
Aydemir, millî kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasının yalnızca geçmişe bağlılık anlamı taşımadığını, aynı zamanda geleceğin ortak değerler etrafında inşa edilmesine katkı sağladığını belirtti.
Gençlerin Türk düşünce tarihinin büyük isimlerini tanımasının önemine dikkat çeken Aydemir, “Bir milletin kendi ilim ve fikir insanlarını tanıması, kendi tarihî birikimini tanımasıdır. Ziya Gökalp'i, Fındıkoğlu'nu, Mümtaz Turhan'ı okumak; milletimizin toplumsal meselelerine hangi ilmî birikimle yaklaşıldığını anlamaktır. Bu eserler, düşünce dünyamızın zenginliğini ortaya koyan kıymetli hazinelerdir.” dedi.
GÖKALP'İ HER DAİM RAHMET VE MİNNETLE YÂD EDİYORUZ
Konuşmasının sonunda Serdengeçti Ocaklarının Ziya Gökalp'in hatırasını yaşatmaya yönelik anma toplantısına ev sahipliği yapmasını anlamlı bulduğunu belirten Aydemir, Türk milletinin büyük düşünürlerine gösterilen vefanın millî kültürün sürekliliği bakımından önemli olduğunu ifade etti.
Aydemir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ziya Gökalp, Türk milletinin birlik ve beraberliğini kültürel ve sosyolojik temeller üzerinde açıklayan büyük bir ilim ve fikir adamıdır. Milletimizin ortak kimliğine, düşünce hayatına ve ilmî birikimine yaptığı hizmetler daima hürmetle hatırlanacaktır. Kendisini vefatının 102. yıl dönümünde rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz. Onun açtığı ilmî yolda Türk sosyolojisine büyük katkılar sunan Erzurumlu Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Mümtaz Turhan'ı da aynı vefa duygularıyla anıyoruz. Cenab-ı Hak cümlesine gani gani rahmet eylesin. Mekânları cennet, makamları âli olsun.”